BEN NE OLACAM, SEVDİĞİN ŞEY, ÜNİVERSİTE VE İŞ RADYO 521 BÖLÜM 3

Üniversite ve iş hayatı

Üniversite sanıldığı kadar önemli mi ? (Tavsiye odtü’nün okuyupta ne yapacaksın videosu izleyin) Üniversite okumuş olmanın farkı nedir sorusunun tam olarak bir cevabı olmasada bazı anektodlar bize fikir verebilir. Kadir Köymen ofislerinde çalişan bir iş arkdaşlarının üniversite okumadığı kişisel olarak zaten üniversiteye karşı bir düşünce yapısının olduğu ancak bir çok ortalama üniversite mezunundan çok iy işler çıkardığını aklı başında işinde gücünde bir yazılımcı olduğunu söylüyor. Üniversiteden ziyade hayata direk atılmakta bir alternatif ve bunu gerçekten yapanlar genelde boş çıkmamıştır. Ve üniversite mezunu olsakta olmasakta eninde sonunda bir gün hayata atılacağımız için atılma butonuna ne kadar erken basacağımız  hayatımıza bir çok faktörü değiştirebilir.

 

Birşeyleri öğrenmek konusunda eğitimli ve ustalık kazanmış olmamız şart bunu inkar etmiyor sadece bu uzmanlık yada ustalık yolunda illa üniversite yolundan geçmelimiyiz tartşılması ve sorgulamamız gereken şey asıl mesele budur. Bazı istisna durumlar var tabiki doktorluk gibi bölümler hiçbirimiz kendimiz kendi kendine doktor olmayı başarmış birine teslim etmek istemiyiz.

Anahtar fikir: Kendisi ile yarışan, bilgiye aç olan biriysen internet sayesinde içi boş duvarlarla kaplı bir çok üniversitede kazanacağın yetkinliklerden daha fazlasını kazanma imkanın var. Her konuda yüzlerce farklı bakış açısı, muazzam anektodlar, bi sürü tecrübe ve denemelere şahit olmak gibi bir çok imkan var. Kendi müfredatını oluşturarak uzmanlık kazanmak imkansız değil. Herkes kendi üniversitesini oluşturabilir.

Benimde bu konuda düşüncem üniversite içeriği kaliteli ise yapılmalı o 4 yıllık harika zaman çok ama çok iyi değerlendirilmeli, iskambil kağıtları ve isli duvarlar içinde boşa harcanmamalıdır. Temel ihtiyaçlarını giderdiğin kendine boş vakitlerinin olduğu zamanları o 4 yıldan sonra birdaha bulman çok zor olacak eğer direk iş hayatına başlamak zorundaysan.

Bu zamanlarda eğiliminizin olduğu konularda uzmanlaşmak için emek ve enerji harcamak en iyi yatırım olacak. Yada kendi kazanç makinenizi tasarlamak için çaliştiğiniz boş vakitleriniz boşa gitmemiş olacaktır. Para kazanmak için şirket kurmanız mecburu değildir.

Ben ne olcam konusu:

Günümüzde bir çoğumuzun problemi bu sorunun doğurdu kaygı ve korkular. Hepimiz iyi birşeyler yapmayacağımızdan korkuyoruz. Yapılan şeyleri birçok kişinin yaptığını ve olnlardan bize sira gelmeyeceğine düşünüp zaten çok, hemde iyi yapan var diyerek bize sıra gelmez diye kaygılanıp denemiyoruz bile.

Ama aslında çok yanılıyoruz ve bize idrak edilmeyen çok önemli bir detay var. Her insan ne yapıyorsa yapsın onu çok iyi bir şekilde yapabilir. Doktoluk, mühendislik gibi stati bilgi gerektiren işler harici konuşuyoruz tabi. Bu konu içerisinde kendi mutluluğumuzu aramak , bir kördüğümü çözmeye çalışmak gibi çileli ve gereksizdir. Mutluluğu burada aramamalıyız. Yapacak ne bulduysak ona sımsıkı sarılmak ve sonuna kadar gitmek. Elindeki şey için sürekli kendin ile yarışa girmek. Bu bize gerçek faydalı olan en kısa yoldur. Yoksa sürekli arayış içerisinde kalır dururuz. Ve illa yapacağımız şeyi bir iş fikrinde yada bir şey ortaya koyabilmekle sınırlandırmanın ben yanlış olabileceği düşüncedeyim çünkü, belki eğilimlerimiz bir takımın bir firma veya iş modelinin içinde olduğumuzda ortaya çıkabilir. Gerekli olan bir çip gibi direkt entegre olabiliriz. Bunu anlayabilmek içinde denemek gerekir. Yaparsak iyi oluruz. Her insan herşey olabilir. Bir konuya yatkınlığımız var ise zaten daha şanslıyızdır.

 

Sevdiğim şeyi nasıl bulurum 

K.k. Burada bence çok güzel bir anahatar veriyor bizlere. Bize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkalarına yapmamayı hep duymuştuk.  Bun tam tersini sorgulayarak ve iredeleyerek. Aslında belki neyi sevip sevmediğimiz. Ve hayatımızda hangi alanda uzmanlaşacağimizi bile bulabiliriz. Kendimize kodlamamız gereken söz “kendime yapılmasını istediğim şeyler başkalarını yapmalıyım” Sürekli sorgulamamız gerek şey ise insanlar benden birşey isteseler ben onu severek ve istekli bir şekilde yapsam bu ne olur ? Bunun cevabını bulursak belki hayatımızdaki en büyük ünlem işaretini yok edebiliriz.

Menfaat kollayan kötü müdür ?

Menfaatten söz ederek başlarsak; menfat düşünerek hareket etmek bizim en doğal dürtü ve hakkımızdır. Ancak toplum içerisinde yanlış algılamalardan dolayı menfaat sanki kötü bir kavrammış gibi algılanmaktadır ve insanların çoğu menfaat aramayı aşağılık birşey kötü bir muhakeme olduğuna inanır. Ve menfaatini düşündüğünde kendisini suçlar. Bu çok ama çok yanlıştır ve bizim menfaatimiz için olumsuz bir durumdur. Öncelikle bu algı hatasını aşmamız gerekir.

Simüle yeteneği

 Bir santranç oyuncusu ne kadar çok hamle sonrasını simüle edebilirse oyununda o kadar başarılı olmaya başlar. Hayat ve iş konusundada bu bir nevi böyledir. Yaptığımız her hareket aslında ilerisi için bir yatırımdır. Bunun bilincinde olarak hareket edilmelidir. Bazen karşılıksız olarak verilmiş gibi görünen şeyler aslında bize er yada geç belki form değiştirerek dolaylı bile olsa bize geri dönecektir. Çok veren aslında kalbi temiz olduğu için değil zeki olduğu için vermektedir. Yada bunun iyi çaliştiğini fark etmiş ve yatırım yapmaya başlamıştır. Çok verenin aslında daha zeki oluduğunu, özverinin bir kayıp değil yatırım ve kazanç olduğu bilincinde olmalıyız.
K.k. bu konuda güzel bir anektod paylaşıyor:
Bir zaman Adobe uygulamalarında iyi işler yapabilmek için gerekli anahtar niteliğinde bilgileri ücret ve karşılık beklemeden herkes için paylaşmış. Bu Özverisi sayesinde bir çok kişi hayatlarını kazanmışlar. İyi işler yapmışlar ve k.k. ilk ürününü yaptığında bu komiteden insanlar ürünlerini satın almışlar ve ona destek olmuşlardır.
Tavsiye:
Menfaatin ne olduğunu anla ve en iyi menfaat döngüsünü oluşturmak için çaliş.
 Mutlu olmaktan vazgeç

Yaşadiğimiz şehirle bir sistem ve bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmıştır. Çok iyi ve başarılı oldupundan dolayı ise çalişmakta ve devamlılığını sürdürmektedir. Şehir temelde bizim hayatta kalma ve tehlikelerden korunma ihtiyacımızı karşılar. Şehir olmadan evvel ki zamanlarda insanlar oh be bugünde ölmedim diyebilir di gün sonunda ancak şimdi hangimiz bunu diyebiliyor. Bundan sonra ki nesiller belki bu idrak bile edemeyebilir. Mutluluk dediğin günlük hayatta kalmakla bulunabilirdi ama şehir sisteminde mutlu olmamak belkide bu yüzden yaygın. Bütün bu algıları kırıp bir kere önce mutlu olmaktan vazgeçmek gerekir. Yoksa şehir sistemin yarattığı mana arama arayışının sonu neredeyse hiç gelmeyebilir. Kitleler bi ömrünü belki böyle geçirebilir. Her şeyi boşvererek ilk önce gün sonunda bugunde hayatta kalmak diyebilmek çok önemli ilk başta. Yani çıtayı o kadar yere indirmek gerekiyor ki 0’a yakın olmak gerek. İşte o zaman daha farklı olacak inanın. Resmen yaşanılan arayışlar bi eziyetmiş diyebileceğiz. O noktada bambaşka bir ferahlama ve huzur bulunmakta. İnsanlara 3. bir seçenek olduğunu söyleyin

BÖLÜM YAYIN LİNKİ https://radyo521.com/bolum-3/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir